10 Eylül 2012 Pazartesi

"Uzaktan Hasta Takip Sistemleri” Pazarı Dört Yılda İki Kat Büyüyecek

Amerika pazarında hasta kayıtlarının dijital ortama aktarılması için gerekli yasal zemin ve altyapılar oluşturulurken, Uzaktan Hasta Takip sistemleri pazarının 2016 yılına kadar iki kat büyümesi ve 20 milyar dolarlık bir pazar hacmi yaratması bekleniyor. 

InformationWeek dergisinden Nicole Lewis’in bildirdiğine göre 2007 yılında 3,9 milyar dolarlık bir hacmi olan hasta takip sistemleri pazarı geçen yıy 8,9 milyar dolara erişti. Sağlık sektöründe maliyetleri düşürme, acil merkezlerdeki doluluk oranlarını azaltma ve yıllar içinde artan yaşlı nüfusa hizmet verme gibi endişeler, bu sistemlere olan talebi artırıyor.

Kalorama Information’ın kısa bir süre önce yayınladığı “Uzaktan ve Kablosuz Hasta Takip Pazarı” başlıklı araştırması, Amerikan sağlık sisteminin öngörülemeyen boyutlarda sağlık krizi tehdidiyle karşı karşıya olduğunu ortaya koyuyor. Az sayıda sağlık personeli ve gerekli kaynakların yetersiz oluşu, hasta takip endüstrinin büyümesini tetikleyen gelişmeler arasında sayılıyor.

Araştırma Amerika’da hastanelerin yılda 35 milyon hasta kabulü yaptığını ve yaklaşık 120 milyon kişinin de hastanelerin acil servislerine yattığını gösteriyor. Böyle bir hasta yoğunluğu, sağlık elemanı ve hastane yatağı gibi kaynaklara olan talebi artırıyor. Oysa kaynak sıkıntısı yaşayan hastaneler bu talebi karşılamaktan çok uzak görünüyor.
Araştırmaya göre fizik tedavi merkezleri, hastaneler ve bazı sağlık klinikleri ile sağlık ocakları, uzaktan ve kablosuz hasta takip edebilen cihazlarla donatılabilirse hastaların tansiyonlarını ve şeker düzeylerini uzaktan ölçmek mümkün hale gelecek ve böylece mevcut kaynaklar daha özenli kullanılabilecek. 

Teknolojideki gelişmeyle birlikte uzaktan hasta takip sistemlerine yeni çevre birimleğri de eklenebilecek. Rapora göre önümüzdeki dört yıl içinde, gerçek zamanlı ses ve video görüşmesi, sağlık uzmanlarıyla hasta arasında yüz yüze görüşme fırsatı verirken hastadan alınacak bazı verilerin sağlık uzmanının EMR sistemine aktarmak da mümkün olabilecek. Bu tür sistemlerin yaygınlaşması, hasta kayıtlarının daha sık ve güncel olarak yenilenmesini sağlayıp kamu sağlık maliyetlerini azaltma fırsatı sunarken; hasta mahremiyetinin kablosuz ortamda korunması için gerekli olan sistem uyumluluğunun sağlanması ve cihazların daha ekonomik bütçelerle sunulması gibi bazı kaygıların da zaman içinde giderilmesi bekleniyor.

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Olimpiyatlar’da 140 bin Temassız Ödeme Noktası Mobil Ödemeyi Kolaylaştırdı

Mobil yaşam tarzını finansal alanda tamamlayan teknolojiler, özellikle de ödeme sistemleri atağa geçti. Mal ve hizmet alımlarını telefon üzerinden ödemenin çok ötesinde gelen mobil yenilikler Visa gibi kurumları da heyecanlandırıyor.

Visa bu konudaki gelişmeleri canlı olarak yansıtmak amacıyla şu sıralarda Olimpiyat heyecanı yaşayan Londra’da düzenlenen uluslararası bir etkinliği tercih etti. Burada yakın alan iletişim teknolojisiyle (NFC) donatılmış yaklaşık 140 bin ödeme terminali üzerinden temassız işlem yapılmasını sağladı. Bu sistemde kartınızı veya mobil cihazınızı terminale sadece “gösteriyorsunuz” ve para transferi gerçekleşiyor. 5 bin Londra taksisi ve Olimpiyatlarla ilgili 3 bin satış noktasında kullanılan sistemlerin yanı sıra Visa bazı VIP kişilere Samsung Galaxy S3’ün Olimpiyata özel serisinden cep telefonları hediye ederek bu sistemi test etmelerini sağladı.

Visa’nın mobil bölümüne başkanlık yapan Bill Gajda, tüketici alışkanlıklarını değiştirmenin güçlüğünün farkında ve nakit ya da kartla ödemenin konforu yanında mobil ödemenin biraz daha yol alması gerektiğini düşünüyor. Cnet’in verdiği habere göre mobil ödemelerde hala geniş bir pazar potansiyeli ve bağlantılı birçok hizmet sunma fırsatı bu teknolojinin de yaygınlaşmasını hızlandırabilir.

Bir yıl önce pazara sunulan Google Wallet’nin yanı sıra AT&T, Verizon Wireless ve T-Mobile USA tarafından desteklenen Isis’in de önümüzdeki ay deneme uygulamalarına başlaması bekleniyor.

Mobil ödemenin gelişmesinde iki temel sorun dikkatlerden kaçmıyor: Donanım uyumluluğu ve tüketici farkındalığı. Visa ve MasterCard gibi ödeme hizmetleri kurumları, Verifone gibi üreticiler tarafından üretilmiş olan çoğu ödeme terminalinde, mevcut yakın alan teknolojisini (NFC) kullanmayı tercih ederken, NFC’yi daha yeni terminallerde kullanabilmek için aktarım hızı düşük olan sistemlere sahip mağazaların ve diğer dükkanların POS cihazlarını ne kadar çabuk güncelleyecekleri bir soru olarak ortada duruyor.

Londra ve Olimpiyatlar, kullanılan terminal sayısının fazlalığı itibarıyla Visa için ciddi bir fırsat ortamı sundu. Çünkü NFC terminallerin İngiltere’de fazla sayıda olduğu biliniyor. Geçen dokuz ay zarfında Amerika’daki NFC bazlı POS terminallerinin sayısı 120 binden 400 bine çıktı.

Visa’nın mobilden sorumlu başkanı Bill Gajda’ya göre bu alanda henüz momentum tam anlamıyla yakalanmış değil. Örneğin akıllı telefonlarda NFC özelliği henüz bazı modellerde görülebiliyor. Google’ın Nexus S ve Galaxy Nexus, Samsung’un Galaxy S3 ve bazı BlackBerry modelleri, NFC uyumlu çalışıyor. Apple’in iPhone’unda ise henüz bu özellik bulunmuyor.

Müşteri farkındalığı ise mobil ödemenin avantajlarıyla birlikte gelişecek bir konudur. Banka kartı ve kredi kartı ile daha hızlı ve güvenli ödeme gerçekleştirme, bu sisteme uygun hizmetlerin yaygınlaşması bu alanda hızlı bir ilerleme sağlayabilir. Bu alanda daha çok şey yapılacak olduğunu söyleyen Bill Gajda’ya göre bir mobil cihazda birden fazla kart saklanabileceği gibi indirim kuponları ve kampanyalar da aynı şekilde depolanabilir.

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Bulut Bilişim Şifresini Paylaşmak Riskli!

Ortak kullanılan bulut bilişim şifreleri risk yaratıyor. Business Software Alliance (BSA) ve Ipsos Public Affairs ile birlikte gerçekleştirdiği bir çalışmada bulut bilişimin kullanımıyla ilgili alışkanlıkları araştırdı. Buna göre, özellikle gelişmekte olan ülkelerde bulut bilişim şifreleri şirket çalışanları tarafından ortak kullanılıyor. Bu durum ise lisans hakları ve veri güvenliği açısından çeşitli riskler taşıyor. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 45’i dijital içerikleri, bu içeriklere herhangi bir bilgisayardan internet üzerinden erişebilecekleri şekilde oluşturmalarına, yönetmelerine ve saklamalarına olanak sağlayacak çevrimiçi hizmetleri kullanıyor. Gelişmekte olan ekonomilerde bu oran ortalamada yüzde 50’ye çıkarken; ABD, İngiltere, Almanya ve Fransa gibi gelişmiş ekonomilerde ortalama yüzde 33’e düşüyor.

Kaynak: www.computerworld.com.tr

6 Ağustos 2012 Pazartesi

BT Projelerinde Dış Kaynak Kullanımı Neden Daha Hızlı Başarı Getiriyor?

Çünkü;
•    Proje kaynak maliyetlerinin sıkı kontrolü,
•    Daha az daimi personel giderleri,
•    Daha az eğitim maliyeti,
•    Daha az yönetim maliyeti,
•    Belirlenen bütçe ve zaman içinde yüksek kalitede çözümler sunan, kendini kanıtlamış tedarikçiler,
•    Daha az geliştirme yazılımı ve donanımı yatırımı ile daha düşük geliştirme maliyeti
•    Proje yönetimi tecrübesi,
•    Uzman kaynaklar,
•    İşe alım ve eğitim için daha az harcanan zaman vb. tüm avantajlar aynı anda elde ediliyor.

25 Temmuz 2012 Çarşamba

Proje Bazlı BT Hizmetleri Şirketlere Nasıl Yardımcı Olur?

Proje bazlı BT hizmetleri özellikle geçici bir süre için yüksek kaynak kullanımı gerektiren projelerde firmaların başvurduğu bir hizmet. Firmalar BT dış kaynağı kullanarak yüksek kaynak maliyetlerinden tasarruf ediyor ve proje konusu ürün ve hizmette uzmanlaşmış şirketlerin deneyiminden ve bilgisinden faydalanıyor. Belirlenen bütçe ve zaman diliminde yüksek Servis Seviyesi Koşulları (SLA) dahilinde kesintisiz bir hizmet alarak projelerini hızla hayata geçirebiliyor. Proje bazlı BT hizmetleri, firmaların geliştirme, proje yönetimi ve bakım servislerinden stratejik hedeflerine uygun olarak yararlanmalarını sağlayarak kar ve rekabet avantajı kazanmalarına yardımcı oluyor.